E-mail ile takip etmek
Kategoriler
- Diyet listesi
- diyet yemekleri
- Diyetisyen
- Genel
- Göbek eritmek
- Kilo Almak
- Kilo verme yöntemleri
- Lida
- Sağlıklı beslenmek
- Spor ve Egzersiz
Arşivler
MASA BAŞINDA ÇALIŞANLAR İÇİN
30 Nisan 2010
MASA BAŞINDA ÇALIŞANLAR İÇİN konusunda tam bir bilgi sahibi olabilmeniz için yazının tamamını okumanız gereklidir. Lütfen "MASA BAŞINDA ÇALIŞANLAR İÇİN" yazısının tamamını dikkatli bir şekilde okuyunuz. Yazıda "Belli, Bilgisayar, Bir, Bu, Elektriklenme, Gibi, Iyi, Kemik, Sinir, Stres, Ya" gibi meselelerde yer alıyor.MASA BAŞINDA ÇALIŞANLAR İÇİN

Bu egzersizleri muhakkak yapın. Sadece 9 dakikanızı alacak.
Bunun sinir sıkışması olduğunu vurgulayan uzmanlar, belirtilerin hafife alınmaması gerektiğini vurguluyor. Doç. Dr. İbrahim Aşkar, tedavi yöntemlerinin dışında hastalığa yakalanmamanın daha önemli olduğuna dikkat çekiyor: “Basit egsersizlerle sinir sıkışmasını önleyebilirsiniz. Bunun için 9 dakika yeter.”
El ve kollarda uyuşukluk, ağrı gibi şikayetlerle kendini gösteren sinir sıkışması, günümüzde birçok insanın hayatını olumsuz etkiliyor. Uzmanlar, uzun süre kolların dirseklerden kıvrılmış pozisyonda durmasıyla artan sinir sıkışmasının hafife alınmamasını istiyor. Aşırı zorlama, uzun süreli masa başı çalışmaları ve duruş bozuklukları sinir sıkışmasını tetikliyor. Rahatsızlığın en önemli belirtileri dirseğin arkasının bir yere çarptığında elektriklenme hissinin çoğalması ve ellerde yanıcı ağrıların yaşanması şeklinde oluyor.
Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. İbrahim Aşkar, hastalığın özellikle gününün büyük bir bölümünün masa başı işlerde geçiren insanlarda daha çok görüldüğünü ifade ediyor. Bu şikayetlerin olduğu durumlarda konunun uzmanı olan periferik sinir cerrahına başvurulmasını öneriyor. Psikolojik stres, daha önceden geçirilmiş trafik kazası, kemik kırıkları ile şeker hastalığının da sinir sıkışmasında etkili olduğunu anlatan Doç. Dr. Aşkar, belirtilerin iyi takip edilmesi gerektiğini söylüyor. Rahatsızlığın belli başlı belirtileri; `dirseğin iç kısmında oluşan gerginlik hissi, özellikle geceleri elin küçük ve yüzük parmağında uyuşma hissinin yaşanması, karıncalanma olması, kavrama ya da ayıklama işleminde güçsüzlük hissi ve tüm kolun iç yüzünde ağrı hissetme` şeklinde oluyor. Daktilo, bilgisayar kullanmak, yazı yazmak, elişi yapmak gibi fiziksel aktiviteler hastanın ağrısını artırıyor.
Uzmanlar bu durumda erken tanının önemli bir faktör olduğunu kaydediyor. Sinir sıkışmalarında tanı koyduran tetkik ise kısa adı EMG olan, elektromiyografi. EMG, kasların kasılmasını sağlayan elektriksel aktivitenin izlendiği ve yorumlandığı bir kas incelemesi. EMG`ye göre tedavi şekilleniyor.
Tedavi sürecinde ilk yapılması gereken, uzun süre dirsekleri aynı pozisyonda tutmaktan kaçınmak ve gerekirse yumuşak bir dirseklik kullanmak. Bunlara ek olarak ağrı kesiciler, antibiyotikler dışında iltihaplanmayı azaltan ilaçlar da alınabilir. Gece kolların pozisyonunu koruyan özel kollukların da kullanılabileceğini aktaran Doç. Dr. İbrahim Aşkar, “Ağrıya karşı akım terapisi, ultrason, ısı terapileri, egzersiz programları yine tedavide uygulanan yöntemler arasında yer alıyor. Bunun yanında, sinir sıkışması olan yerlere steroid enjeksiyonu yapılması zaman zaman kullanılıyor.“ şeklinde konuştu. Eğer bu yöntemler de fayda etmez ise cerrahi girişimlerle sinir sıkışma yerleri rahatlatılıyor. Yaklaşık 1 saat süren operasyon sonrasında hasta bir gün doktor gözetiminde tutuluyor. Kişinin tekrar iş başına dönerek, kolunu ya da bileğini eskisi gibi kullanma süresi ise bir haftalık bir dinlenme sonrası gerçekleşiyor.
İnfografik: Yunus Emre Hatunoğlu
SAĞLIĞINIZI KORUMAK iÇiN 9 DAKiKA
Sinir sıkışmalarına karşı evde ve işyerinde yapabileceğimiz birçok şey var. İşimize 9 dakika ara vererek sağlığımızı koruyabiliriz.
Boynunuzu çalıştırmak için başınızla daireler çizin.
Yüzünüzü sağa sola yavaşça çevirin.
Başınızı omuzlarınıza doğru eğerek boynunuzu esnetin.
Kollarınızı yana salın, bileklerinzle daireler çizin.
Kolları çapraz bir şekilde, ters istikametlerde hareket ettirin.
Elleriniz düz bir şekildeyken dirsekleri geriye doğru itin, vücudunuzu ileri doğru çekin.
Dirsekler kırılarak ellerinizi sırayla omuzlarınıza uzatın.
Elleri arkada birleştirmeye çalışın.
Ellerinizi kenetleyerek yukarıya doğru esnetin.
Aynı şekilde ileriye doğru esnetin.
Ellerinizi belinize koyarak ileriye doğru, sırtınızı da geriye doğru bir müddet esnetin.
Öne doğru uzanın, elinizi ayak uçlarınıza kadar uzatın.
Bir yere tutunarak yavaşça çömelip kalkın.
Bir elinizi omuzunuza kadar kaldırdıktan sonra diğer elinizle dirseğinizden tutarak kendinize doğru hafifçe bastırın.
Kollarınızı ensenizin arkasına getirin, elinizle dirseğinizi tutarak aşağı doğru hafifçe bastırın.
Birkaç kere tekrarladıktan sonra diğer dirseğinize geçerek yönünüzü değiştirin.
Elinizi önce açıp kapatın, sonra parmaklarınızı aralayıp kapatın.
Elinizi diğer elinizle tutarak bilekten içeri doğru hafifçe gerdirin.
Elinizi diğer elinizle tutarak bilekten yukarı doğru hafifçe gerdirin.
Ellerinizi birleştirip aşağı doğru hafifçe bastırarak itin.
Ellerinizi birleştirip yukarı doğru hafifçe bastırarak itin.
Omuzlarınızı yukarı aşağı doğru hareketlendirin.
Omuzlarınızı, ayakta veya oturarak geriye doğru çevirin.
Elinizi yumruk şeklinde kapatın, dıştan içe, içten dışa 10 kere daire çizin.
Ağır iş yapanlarda ve masa başında çalışan kişilerde bel fıtığı olma
riski yüksektir.
Gözler bilgisayarın üst hizasında olmalı. Yaklaşık olarak 30 derece olmalı
Dirsekler 90 ile 70 derece arasında, el ve dirsekler ise aynı hizada tutulmaya çalışılmalı.
Omurga yastıkçığı kıkırdak doku
TÜRKLER AĞIZ KANSERİNİ BİLMİYOR
TÜRKLER AĞIZ KANSERİNİ BİLMİYOR konusunda tam bir bilgi sahibi olabilmeniz için yazının tamamını okumanız gereklidir. Lütfen "TÜRKLER AĞIZ KANSERİNİ BİLMİYOR" yazısının tamamını dikkatli bir şekilde okuyunuz. Yazıda "Bilgi, Cerrahi, Diye, Elde, Erken, Gibi, Inin, Kendi, Kulak, Nin, Ortak, Plastik, Radyasyon, Rolleri, Yeni" gibi meselelerde yer alıyor.TÜRKLER AĞIZ KANSERİNİ BİLMİYOR

Türk halkının ağız kanserleri konusunda yeteri kadar bilgi sahibi olmadığı ve toplumun yüzde 70’inin ağızda kanser gelişebileceğini hiç bilmediği ortaya çıktı.
Türk halkının yüzde 70`i ağız kanserini bilmiyor. Gazi Üniversitesi’nin 18-19 Nisan tarihlerinde düzenlediği ağız kanserleri sempozyumu sonuç bildirgesi yayınlandı. Sonuç bildirgesine göre, Türk halkı ağız kanserleri konusunda yeteri kadar bilgiye sahip değil ve toplumun yüzde 70’i ağızda kanser gelişebileceğini hiç bilmiyor. Ayrıca bildirgede, diş hekimlerinin, ağız kanserlerinin erken teşhis edilmesinde ve erken teşhisteki rolleri konusunda yeterli bilgiye sahip olmadıkları da belirtildi.
TOPLUM BİLİNÇLENDİRİLMELİ
Bildirgede “Toplumumuz ağız kanserleri konusunda bilgi sahibi değildir. Ağızda kanser gelişebileceğini hiç bilmeyenlerin oranı yüzde 70’dir. Bu konuda ısrarla ve gösterişli şekilde toplumu bilinçlendirme çalışmalarına gidilmelidir. Diş hekimlerimiz ağız kanserlerinin erken teşhis edilmesinde kendi rollerinin önemi bakımından isteklendirilmemişlerdir” denildi.
Ayrıca “Ağız kanserlerinin teşhis ve tedavisinde diş hekimliği, çene cerrahisi, kulak-burun-boğaz, plastik ve rekonstrüktif cerrahi, medikal onkoloji, radyasyon onkolojisi, psikiyatri gibi farklı disiplinlerin ortak girişimlerine gereksinim vardır. Mezuniyet sonrası sürekli eğitim anlayışı kapsamında, ağız kanserlerinin erken teşhisi için diş hekimleri eğitime alınmalı ve mesleki yönden yeni kazanımlar elde etmeleri sağlanmalıdır” diye belirtildi.
GENLERDEKİ DEĞİŞİKLİKLER SİGARA İÇMEYENLERDE BİLE KANSER RİSKİNİ ARTTIRABİLİR.
GENLERDEKİ DEĞİŞİKLİKLER SİGARA İÇMEYENLERDE BİLE KANSER RİSKİNİ ARTTIRABİLİR. konusunda tam bir bilgi sahibi olabilmeniz için yazının tamamını okumanız gereklidir. Lütfen "GENLERDEKİ DEĞİŞİKLİKLER SİGARA İÇMEYENLERDE BİLE KANSER RİSKİNİ ARTTIRABİLİR." yazısının tamamını dikkatli bir şekilde okuyunuz. Yazıda "Bile, Bilim, Etti, Genin, Genini, Harf, Ilk, Lancet Oncology, Oncology, Risk, Sigara, Varyasyon, wwwendersarac" gibi meselelerde yer alıyor.GENLERDEKİ DEĞİŞİKLİKLER SİGARA İÇMEYENLERDE BİLE KANSER RİSKİNİ ARTTIRABİLİR.

Bazı genlerdeki değişikliklerin sigara içmeyenlerde akciğer kanserine yakalanma riskini artırabileceği bildirildi.
“The Lancet Oncology” dergisinde yayımlanan araştırmada, birçok bilim adamı, sigara içmeyenlerde akciğer kanserine yakalanma riskini araştırmak üzere 4 aşamalı olarak gen değişikliklerini (varyasyon, harf sırasındaki değişiklik) inceledi.
Araştırmacılar, 13. kromozomdaki iki değişiklikliğin sigara içmeyenlerde bu kanser türüne yakalanma riskini yaklaşık yüzde 60 oranında artırdığını gördü.
Bu değişikliklerin GPC5 genini bozabileceği, bunun da sigara içmeyen kişilerin akciğer kanserine yakalanma riskini artırabileceği sonucuna varan bilim adamları, bu genin rolünü belirlemek üzere başka araştırmaların yapılması gerekliliğine işaret etti.
Sigara kullanımı akciğer kanserinden ölüm nedenlerinin başında geliyor, sigara içenlerin bu kansere yakalanma riski içmeyenlere göre 15-20 kat artıyor.
Bununla beraber, hayatında hiç sigara içmediği halde akciğer kanserine yakalanan erkeklerin oranı yüzde 15, kadınların ise yüzde 53. Pasif içicilerin de büyük risk altında olduğu biliniyor.
Kısa zaman önce, genler üzerinde yapılan birçok araştırma gen değişikliklerinin akciğer kanserine yakalanma riskini artırabileceğini göstermişti. Ancak bugüne dek ilk kez sadece sigara içmeyenlerin katıldığı gen araştırması yapıldı.
NEOFOBİSİ OLANLAR ERKEN YAŞLANIYOR
NEOFOBİSİ OLANLAR ERKEN YAŞLANIYOR konusunda tam bir bilgi sahibi olabilmeniz için yazının tamamını okumanız gereklidir. Lütfen "NEOFOBİSİ OLANLAR ERKEN YAŞLANIYOR" yazısının tamamını dikkatli bir şekilde okuyunuz. Yazıda "Bilim, Bu, Dedi, Erken, Hayata, Istanbul üNiversitesi, Prof Dr, Psikiyatri, Sedat, Vakit, Yani" gibi meselelerde yer alıyor.NEOFOBİSİ OLANLAR ERKEN YAŞLANIYOR

Prof. Dr. ÖZKAN: “Yenilikten korkanlar öğrenmeye dirençlidir, dolayısıyla erken yaşlanırlar.
İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sedat Özkan, “Yaşlanma, üretkenlik, sevme, öğrenme kapasitesinin erozyona uğramasıdır. Neofobosi olanlar, yani yenilikten korkanlar öğrenmeye dirençlidir, dolayısıyla erken yaşlanırlar“ dedi.
Prof. Dr. Özkan, 18-24 Mart Yaşlılar Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, yaşlanmanın öncelikle psikolojik olarak kişinin kendini nasıl hissettiğiyle ilişkili olduğuna dikkati çekti.
“Yaşlanma, üretkenlik, sevme, öğrenme kapasitesinin erozyona uğramasıdır. Neofobosi olanlar, yani yenilikten korkanlar öğrenmeye dirençlidir, dolayısıyla erken yaşlanırlar“ diyen Özkan, bu kişilerin obsesyona eğilimlerinin bulunduğunu ve kontrolcü bireyler olduklarını kaydetti.
Özkan, yaşlanmanın da sağlıklı bir şekilde yapılabileceğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Toplumumuzdaki yanlış bir kanıya göre yaşlılık dönemi, sosyal hayata pek dahil olunmayan, genellikle evde vakit geçirilen, sağlık sorunlarıyla dolu ve yalnız bir süreç olarak algılanmaktadır. Oysa yaşlılık döneminin getirdiği fiziksel, sosyal ve psikolojik tüm değişikliklere rağmen fiziksel ve psikolojik sağlığın sürdüğü sosyal açıdan aktif, üretken ve doyumlu bir hayat sürmek mümkündür. Önemli olan kişinin kaç yaşında olduğu değil, yaşamdan aldığı hazdır.
HIZLI VERİLEN KİLOLARLA YAĞ KADAR KAS DA GİDİYOR
HIZLI VERİLEN KİLOLARLA YAĞ KADAR KAS DA GİDİYOR konusunda tam bir bilgi sahibi olabilmeniz için yazının tamamını okumanız gereklidir. Lütfen "HIZLI VERİLEN KİLOLARLA YAĞ KADAR KAS DA GİDİYOR" yazısının tamamını dikkatli bir şekilde okuyunuz. Yazıda "Akman, basenler için ne yapıla bilir, Beslenme, Daha Fazla, Dedi, diyet listeleri göbek erime, Diyetler, Dr Mehmet, Eden, Ekstra, GOBEK ERIME, göbek erime süreci, Kas, Kilo Vermek, kolay göbek erime, Meram, Veren, Yrd, zor eriyen göbek ve basen için neler yapılabilir" gibi meselelerde yer alıyor.HIZLI VERİLEN KİLOLARLA YAĞ KADAR KAS DA GİDİYOR

Yrd. Doç. Dr. AKMAN: Hızla kilo veren bireylerde genellikle kayıpların yüzde 50`si yağlardan, yüzde 50`si kaslardan olmaktadır. Bu da kişinin metabolizmasının yavaşlamasına neden olur. En az 4 ay devam eden diyetler sağlıklı ve kalıcı kilo kaybı sağlayan diyetlerdir.
Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesi Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Mehmet Akman, “Hızla kilo veren bireylerde genellikle kayıpların yüzde 50`si yağlardan, yüzde 50`si kaslardan olmaktadır. Bu da kişinin metabolizmasının yavaşlamasına neden olur“ dedi.
Yrd. Doç. Dr. Akman, yaptığı açıklamada, genelde şişmanların hızla kilo vermek istediğini belirtti.
Mevsimsel olarak zayıflamanın mevsim sonunda hızla kilo almaya neden olabileceğini ifade eden Akman, “Fakat hızlı verilen kilolar birçok sağlık sorununu beraberinde getirmektedir. Hızlı kilo verdiren diyetler yapıldığında böbrek, karaciğer gibi organlar bu durumdan etkilenir ve bu organlara ekstra yük biner“ diye konuştu.
Akman, ayrıca hızlı kilo verildiğinde yağsız vücut kitlesi kaybının daha fazla olduğunu, bu durumda da kişinin yağ yerine kas kaybettiğini belirterek, insanların harcadığı kaloriden fazla enerji almaları durumunda kilo alabileceğini kaydetti.
Vücutta artan kitlenin genellikle yüzde 75 yağ kitlesi, yüzde 25 yağsız kitle olduğunu söyleyen Akman, şöyle konuştu:
“Zayıflarken de bu oran korunmalıdır yani kişi daha çok yağ kaybetmelidir. Ancak hızla kilo veren bireylerde genellikle kayıpların yüzde 50`si yağlardan, yüzde 50`si kaslardan olmaktadır. Bu da kişinin metabolizmasının yavaşlamasına neden olur. Vücut az enerjiyle metabolizmayı yürütme çabası içine girerek otomatik olarak kendini koruma yolunu seçer ve böylelikle kilo verme süreci durabilir.“
Zayıflamak için diyet yapmanın tek başına yeterli olmadığını ifade eden Akman, diyete başlayan kişinin uygun egzersiz programıyla bu süreci sağlıklı sürdürmesinin önemli olduğunu belirtti.
Uzun vadede verilen kiloların korunduğunu, bu yüzden en az 4 ay devam eden diyetlerin sağlıklı ve kalıcı kilo kaybı sağlayan diyetler olduğunu söyleyen Akman, “Bunu sağlayabilmek için, sık tekrarlayan kısa süreli zayıflama atakları yerine yılın tamamına yayılan, kişileri bıktırmayan, hafif ve değişik fiziksel aktiviteleri içeren ve bir diyet uzmanı tarafından kişiye özel hazırlanan zayıflama diyetleri uygulanması gereklidir“ dedi.
RESTORANLARIN PORSİYONLARI KÜÇÜLTMESİ DESTEKLENMELİ
Akman, hızlı kilo vermenin tercih edilmemesi gerektiğine dikkati çekerek, kendi kendine ev ortamında haftada en fazla bir kilogram ağırlık kaybının ideal olabileceğini bildirdi.
Bu değerin üzerindeki ağırlık kaybının sağlıklı olmadığını ifade eden Akman, şunları kaydetti:
“Obezite epidemiyolojisiyle mücadelede diyete geçmeden önce çevresel faktörleri düzeltmek önemlidir. Öncelikle yiyeceklerin porsiyonlarını küçültmek konusunda eğitim şarttır. Böylece `pasif aşırı yeme` engellenmelidir. Ayrıca restoran endüstrisi yüksek enerji içerikli yiyeceklerde porsiyonları küçültme açısından yüreklendirilmelidir. İkinci adım ise düşük yağ ve düşük enerji dansiteli (yoğunluklu) besin (sebze, meyve ve tahıl gibi) kullanımının artırılmasıdır. Bu tip besinler restoran, lokanta ve benzeri toplu beslenme yapılan yerlerde daha kolay kullanılır hale gelmelidir.“
Obez ve kilolu hastalar için düşük kalorili diyet uygulandığını belirten Akman, diyetteki kalori miktarını azaltmanın pratik yolunun yağ miktarını azaltmak olduğunu ifade etti.
Toplam enerji miktarını azaltmaksızın sadece yağ miktarını azaltmanın kilo vermek için tek başına yeterli olmadığına dikkati çeken Akman, şunları söyledi:
“Diyet tedavisine geçmeden önce bireyin günlük enerji ihtiyacını hesaplamak gerekir. Diyetin enerjisi bireyin harcadığı enerjiden daha düşük olmalıdır. Üçüncü adım çevreyi fiziksel aktivitenin önemine hazırlamaktır. Düzenli fiziksel aktivite uygulayan bireyler daha sağlıklı, daha az sağlık sorunu olan ve çalışma sırasında daha hareketli olanlardır. Kilolu ve obez kişilerde egzersiz en iyi sonuç veren uygulamadır. Herhangi bir aktivite bile hiçbir şey yapmamaktan iyidir.